Türk siyasetinde yıllardır "koltuk kavgası" denildiğinde hepimizin aklına aynı şey gelir. Makam kavgası, yetki kavgası, güç kavgası... Meğer biz eksik biliyormuşuz.
Çünkü Yunusemre Belediyesi'nde yaşananlar, siyaset literatürüne yeni bir kavram kazandırdı.
Koltuk Değil, İtibar Kaybedildi
Eski Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi ile mevcut Başkan Semih Balaban arasındaki varaklı makam koltukları tartışması, ne yazık ki iki isme de hiç yakışmadı.
Anlatılanlara göre Mehmet Çerçi, yıllar önce kendi evindeki koltukları tamir ettirerek belediye başkanlık makamına getirdi. Seçim bitti, başkan değişti, Çerçi koltuklarını geri istedi.
Balaban'ın da o günlerde "Madem senin, gel al." dediği ifade edildi.
Şimdi Manisa'nın gündemi şu: Varaklı koltuklar kime kalacak? İnanılır gibi değil...
Çomağın İki Ucu da Pislik
Açık konuşacağım. Bu olayda haklı taraf aramak yerine yapılan yanlışlara bakmak gerekiyor.
Önce Mehmet Çerçi açısından... Kamuya ait bir makam odasında kişisel koltukların bulunmasını doğru bulmuyorum. Milyonlarca liralık yatırımların yönetildiği bir belediyede, yıllar sonra dönüp üç koltuğun hesabını yapmak kamuoyunda hoş bir görüntü oluşturmuyor.
Şimdi Semih Balaban açısından bakalım... Seçimi kazanmışsın. Eski başkan koltuklarını istiyor. Ver gitsin. "Buyur kardeşim, neyin varsa al." dersin. Sonra da kendi anlayışına uygun yeni bir makam odası kurarsın.
Ama işin ilginç tarafı şu... Bu koltukların şaşaalı olduğunu, kendisinin daha mütevazı bir makam anlayışını benimsediğini defalarca söyledin. O halde insan sormadan edemiyor: Yaklaşık iki yıldır neden beğenmediğin o koltuklarda oturuyorsun?
Manisa'nın Derdi Varaklı Koltuklar Değil
Manisa'da üretici kan ağlıyor. üretici maliyetin altında eziliyor. Çiftçi destek bekliyor.
Esnaf siftahsız dükkân kapatıyor. Emekli ay sonunu getiremiyor. İşçi geçim savaşı veriyor. Gençler gelecek kaygısıyla yaşıyor.
Ama Manisa'nın gündemi ne? Varaklı makam koltukları... Gerçekten insan üzülüyor. Bu şehir bunu hak etmiyor.
Siyasetin İtibarını Zedelemeyin
İki seçilmiş insanın, çocukça bir inatlaşmayla kamuoyunun önünde karşı karşıya gelmesi kimseye bir şey kazandırmıyor.
Kaybeden yalnızca taraflar da olmuyor. Kaybeden siyaset oluyor. Kaybeden Manisa oluyor. Çünkü vatandaş hizmet beklerken siyasetçilerin koltuk hesabı yapmasını görmek hoş durmuyor.
Gerçek Koltuk Kavgası İşte Budur
Yıllarca siyasetçiler birbirlerini "koltuk sevdalısı" olmakla suçladı.
Bundan sonra birisi "koltuk kavgası var" dediğinde insanın aklına makam hırsı değil, varaklı koltuklar gelecek. İşte asıl üzücü olan da budur.
Artık Yeter!
Buradan hem Mehmet Çerçi'ye hem Semih Balaban'a çağrım var. Bu tartışmayı uzatmanın kimseye faydası yok.
Mahkeme kararını vermiş olabilir. Ama vicdanın vereceği karar daha önemlidir. Artık bu kısır tartışmayı bitirin.
Enerjinizi mahkeme koridorlarına harcamayın.



